TANIMLAMA

Alkolü; sigarayı; birtakım ağrı kesici ilaçlar, dinginleştirici, uyku verici ya da kaygı giderici ilaçlar, dikkat eksikliği/aşırı hareket bozukluğunda kullanılan uyarıcı ilaçlar gibi reçeteyle satılan ilaçları; tutkal ya da yapışkanların içinde bulunan çözücüler, püskürtücüler (boya püskürtücüleri, saç spreyleri gibi), incelticiler (tiner) ve yakıtları; kimi mantar ve kaktüs türlerini; esrar, kokain ve eroin gibi yasa dışı maddeleri kullanmakla ilgili olarak herhangi bir tür sorun yaşanıyorsa bir madde kullanım bozukluğu var demektir. Bu sorun, genel bir sağlık sorunu ya da bir ruh sağlığı sorunu olabileceği gibi ailesel, kişilerarası, toplumsal, işle ilgili, okulla ilgili, yasal ya da parasal bir sorun da olabilir.

Madde kullanım bozukluğu, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin 2013 yılında yayımladığı, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı’nın beşinci baskısının Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’nda şöyle tanımlanmıştır:

  1. On iki aylık bir süre içinde, aşağıdakilerden en az ikisi ile kendini gösteren, klinik açıdan belirgin sıkıntıya ya da işlevsellikte düşmeye yol açan, sorunlu bir madde kullanım örüntüsü:
  2. Çoğu kez, istendiğinden daha büyük ölçüde ya da daha uzun süreli olarak madde alınır.
  3. Madde kullanmayı bırakmak ya da denetim altında tutmak için sürekli bir istek ya da bir sonuç vermeyen çabalar vardır.
  4. Madde elde etmek, madde kullanmak ya da yarattığı etkilerden kurtulmak için gerekli etkinliklere çok zaman ayrılır.
  5. Madde kullanmaya içinin gitmesi (madde kullanmayı canının çok çekmesi) ya da madde kullanmak için çok büyük bir istek duyma ya da kendini buna zorlanmış hissetme.
  6. İşte, okulda ya da evdeki konumunun gereği olan başlıca yükümlülüklerini yerine getirememe ile sonuçlanan, yineleyici madde kullanımı.
  7. Maddenin etkilerinin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici toplumsal ya da kişilerarası sorunlar olmasına karşın madde kullanımını sürdürme.
  8. Madde kullanımından ötürü önemli birtakım toplumsal, işle ilgili etkinliklerin ya da eğlenme-dinlenme etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılması.
  9. Yineleyici bir biçimde, tehlikeli olabilecek durumlarda madde kullanma.
  10. Büyük bir olasılıkla maddenin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici bedensel ya da ruhsal bir sorunu olduğu bilgisine karşın madde kullanımını sürdürme.
  11. Aşağıdakilerden biriyle tanımlandığı üzere, dayanıklılık (tolerans) gelişmiş olması:
    • Esrikliği (maddenin yarattığı etkilerin altında kalmayı, “kafa yapma”yı) ya da istenen etkiyi sağlamak için belirgin olarak artan ölçülerde madde kullanma gereksinimi.
    • Aynı ölçüde madde kullanımının sürdürülmesine karşın belirgin olarak daha az etki sağlanması.
  12. Aşağıdakilerden biriyle tanımlandığı üzere, yoksunluk gelişmiş olması:
    • Maddeye özgü yoksunluk sendromu.
    • Yoksunluk belirtilerinden kurtulmak ya da kaçınmak için madde (ya da yakından ilişkili bir madde) alınır.

Görülme Sıklığı

Çok sayıda madde bağımlılık yapabilirse de, en sık karşılaşılan bağımlılık yapan maddeler alkol, sigara, esrar, kokain ve eroindir. Gelişmiş toplumlarda yaşayan, 12 yaşından büyük kişilerin, yaklaşık % 10’unun madde ile ilişki bir bozukluğunun olduğu, bunların da yaklaşık dörtte üçünün alkol kullanım bozukluğunun olduğu bildirilmektedir. Özellikle alkol için olmak üzere, on dört yaşından daha önce madde kullanmaya başlayanların bağımlılık geliştirme olasılıklarının çok daha yüksek olduğu da bulunmuştur. Birçok kişinin, iki ya da ikiden çok maddeye bağımlılığı birden vardır.

Nedenleri

Alkol ve madde bağımlılıklarının tek bir nedeni yoktur. İnsan biyolojisiyle ilgili, ruhsal, toplumsal ve çevresel değişik birtakım etkenler bunlara neden olabilir ve bu etkenler kişiden kişiye büyük ölçüde değişir.

Birtakım ailelerde, birçok kişide alkol sorununun olması, bu konuda kalıtımsal bir yatkınlığın olduğunu düşündürmektedir. Ancak alkol ya da madde bağımlılığının kuşaktan kuşağa geçmesine neden olan özgül bir kalıtımsal öğe (gen) bugün için saptanmamıştır. Beyin kimyası ile ilgili birtakım etkenlerin madde kullanımına yatkınlık sağladığı düşünülmektedir.

Ruhsal açıdan bakıldığında, insanlar gergin ya da kaygı içinde oldukları zaman, gevşemek için ya da çökkünlük gibi hoş olmayan birtakım duygular yaşadıkları zaman, bunlardan kaçıp kurtulmak için madde kullanırlar. Bu tutum ve davranışları da, en sonunda, bu maddelere bağımlı olmalarına yol açar. Kimi insanların da kişilik özellikleri madde kullanmaya ve sonunda bağımlılık geliştirmeye daha yatkındır. Madde kullanım bozukluğu olan kişilerin % 35-60’ı toplumdışı kişilik bozukluğu için tanı ölçütlerini karşılar. Kimilerinin de, madde kullanmaya yatkınlık sağlayan birtakım ruhsal hastalıkları olabilir. Madde kullanım bozukluğu olanların yaklaşık yarısının, bir başka ruhsal bozukluğunun daha olduğu saptanmıştır. Alkol kullanım bozukluğu olanların yaklaşık % 40’ı, yaşamlarının bir döneminde depresyon için tanı ölçütlerini karşılar; opiyat kullanım bozukluğu olanların üçte biri ile yarısı arasında kalan bir oranı da, yaşamlarının bir döneminde depresyon için tanı ölçütlerini karşılar. İnsanların aileleri ve içinde yaşadıkları çevre, madde kullanma davranışı da içinde olmak üzere, davranışlarını büyük ölçüde etkileyebilir. Bir kişinin madde kullanıp kullanmayacağı ile ilgili tutumu, maddeye ne ölçüde ulaşabildiğinden, arkadaş baskılarından, önündeki örneklerden (anababa gibi) ve içinde yaşadığı toplumun değer yargılarından çok etkilenebilir.

Alkol ve madde bağımlılığı geliştirmede, çok büyük bir olasılıkla, bir değil, birden çok etken bir arada bulunur. Öte yandan, madde kullanmaya başlatan etkenlerle, bağımlılığa yol açan etkenler de, tümüyle birbirlerinden değişik olabilir. Katkıda bulunan etkenlerin doğru tanınıp tanımlanması, iyileşme sürecinde çok yararlı olur.

Madde Kullanım Bozukluğu Sorununu Tanıma

Madde ile ilişkili bozukluklar iki kümeye ayrılır: Madde kullanım bozuklukları ve maddenin yol açtığı bozukluklar. Şu durumlar maddenin yol açtığı durumlar olarak sıralanabilir: Esriklik (sarhoşluk, madde etkisi altında olma, “kafa yapma”), yoksunluk ve maddenin/ilacın yol açtığı ruhsal bozukluklar (psikozla giden bozukluklar, ikiuçlu ve ilişkili bozukluklar, depresyon bozuklukları, kaygı bozuklukları, takıntı-zorlantı bozuklukları ve ilişkili bozukluklar, uyku bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, deliryum ve nörobilişsel bozukluklar).

Madde kullanım bozukluğu, on iki aylık bir süre içinde, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da işlevsellikte düşmeye yol açan, sorunlu, esriklik yapan (etkisi altında bırakan, “kafa yapan”) bir madde kullanımı örüntüsü olarak tanımlanır.

Madde esrikliği, bir maddenin yakın bir geçmişte alınmasına (bir maddeyle yakın bir geçmişte karşılaşılmasına) bağlanabilecek, geriye dönüşlü, maddeye özgü bir klinik durumun gelişmesi durumu olarak tanımlanır. Maddenin alımı sırasında ya da kısa bir süre sonrasında gelişen, söz konusu maddenin merkezi sinir dizgesi üzerindeki etkilerine bağlanabilecek, klinik açıdan önemli, sorunlu davranışsal ya da ruhsal değişiklikler (örn. devinsel eşgüdüm bozukluğu, ruhsal-devinsel kışkırma ya da yavaşlama, coşkunluk duyumu, bunaltı, tartışmacılık, duygudurum değişkenliği, bilişsel bozukluk, yargılama bozukluğu, toplumdan uzaklaşma) ortaya çıkar.

Madde yoksunluğu, aşırı ölçüde ve uzun süreli bir madde kullanımının bırakılmasından (ya da azaltılmasından) kısa bir süre sonra maddeye özgü bir klinik bir durumun gelişmesi olarak tanımlanır.

Dayanıklılık (tolerans), esrikliği ya da istenen etkiyi sağlamak için, belirgin olarak artan ölçülerde madde kullanma gereksinimi ya da aynı ölçüde madde kullanımının sürdürülmesine karşın, belirgin olarak daha az etki sağlanması olarak tanımlanır.